Top

Tanzanya İzlenimleri- Yetimler İçin Düştük Yollara

Tanzanya İzlenimleri- Yetimler İçin Düştük Yollara

“YETİM ÇOCUKLAR İÇİN DÜŞMÜŞTÜK YOLLARA.”

Yetim kalan çocukları koruyup-kollamak ve korunmasız kalan yetim çocukların kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak amacıyla WEFA Uluslararası İnsani Yardım Organizasyonu olarak her yıl gönüllü yardımseverler ile düzenli olarak yetim çalışmalarını yürüttüğümüz ülkeleri ziyaret ederek yetim çocuklarımızın ihtiyaçlarını yerinde tespit ediyor ve yetimlerimizin harçlıklarını da elden teslim ediyoruz.

 

2018 yılının şubat ayında gerçekleştirdiğimiz Afrika ziyaretinde gönüllü arkadaşlarımız da bizlere eşlik ettiler. WEFA ekibi ve gönüllü yardımseverlerimizle yetimlere yardım ulaştırmak için bu seferde Tanzanya’ya doğru yola çıktık.

 

TANZANYA ZİYARETİNDE BİZLERE EŞLİK EDEN RABİA SEFİ’NİN GÖZÜNDEN GÖNÜLLÜ İZLENİMLERİ

 

Ömrümün en güzel, en duygusal ve en anlamlı günlerini Tanzanya’nın adalarından biri olan Zanzibar’da güler yüzlü ve kara bahtlı insanlarla birlikte yaşadım. Afrika’ya ilk kez ziyaret ediyordum. Buraya sadece bir haftalığına gelmeme rağmen kısa zamanda çok tecrübe edindiğimi düşünüyorum.

 

Ufacık şeylerle dahi mutlu olunabileceğini, huzurun varlıkta değil, hamd ve şükürde gizlendiğini öğrendim. Tevekkülün ve yokluk içerisinde dahi Allah’a şükürle yaklaşmanın verdiği huzurun değerini öğrendim.

 

Her ne kadar suyun büyük bir nimet olduğunu bilsem de günde kaç defa aklıma gelir

“Böyle değerli bir nimeti sınırsızca kullanabiliyorum. Şükürler olsun sana Rabbim.”

demek? Bizler hoyratça ve umarsızca suyu tüketirken, kaç defa düşündük bir yudum su için kilometrelerce yürüyen insanları? Biriken yağmur sularında Afrika’nın insanları abdest alırken, bizler ne kadar zorluk çektik ki abdest alırken?

 

Zanzibar’da gördüğüm iki medresenin de kapısı ve pencereleri açık. Çatısı az da olsa yağmurdan koruyabiliyor. Medreselerin içerisinde ise ne halı var ne sıra. Yerler sadece toprak. Burada eğitim gören çocukların ne tahtası var ne de oturacak bir yerleri. Zanzibar’ın küçük hafızları derme çatma tuğlalardan yapılmış ve yalnızca dört duvardan ibaret olan medreselerde eğitim görüyorlar. Zanzibar’ın yetim çocukları okumak istiyor. Yetim çocuklar Türkiye’nin inşa ettirdiği okul da eğitim görebilmek için kilometrelerce yolu yürüyerek geliyorlar. Burada fark ediyorum ki, aslında bizlere düşen eğitim şevki ile tutuşan yetimlerimizin elinden tutarak gerekli yardımı merhametle ulaştırmak. 

 

Bizler de WEFA ile yetim çocuklarımız için düşmüştük yollara… Yetimler için Zanzibar’da açılacak okula geldiğimiz de yetimlerimiz bizleri büyük bir heyecanla, sevinçle ve şarkılar ile karşıladılar. Bazı yetim çocuklarımızı ise evlerinde ziyaret ederek yardımlarımızı ulaştırdık.

 

Her gördüğümüz yetimimize “Var mı bir isteğiniz?” dediğimizde “hamd” dolu cevaplar duyduk.

 

Beni en çok duygulandıran ise yetim çocuklarımıza şeker dağıtırken yaşadıklarım oldu.  Şekerini alan gidiyordu ve ikinci şekeri vermek istediğimizde ya şeker almayanları gösterdiler ya da alıp şeker almayan arkadaşlarına verdiler. Ne güzel kardeştiler onlar… Dahası ise paylaşmak, Allah rızası için vermek ve faydalı olmak ne güzel ve farklı bir duyguydu.

 

Bugün bayram mıydı ki yetim çocuklarımıza da süslenip gelmişlerdi anneleriyle birlikte davetimize! 300 yetim çocuğumuz ve anneleri salonda sessizce bekliyordu. Önce 300 yetim çocuğumuza kıyafetlerini hediye ettik. Birisinin elbisesini giydirdiğimde diğerleri de hemen sıraya girdi. O kadar tatlı bakışları var ki, kıyamazsınız onların kalbini kırmaya, “hayır” demeye.

 

Ardından hayırseverlerin bağışları olan adak ve akika kurbanları kesildi ve ihtiyaç sahiplerine kurban etleri dağıtıldı. Hep birlikte yemekler pişirildi ve hep birlikte yenildi. Bir yetim annesinin mahçup şekilde yemeğini yemeyerek gizlice çantasına koyuşuna şahit olduk. Kim bilir neden boğazından geçmedi ve kim için sakladı gizlice yemeğini…

 

Bir sokak düşünün şimdi… Evlerde su akmıyor ama çocuklar canla başla okullarına gidiyor. Bir sokak düşünün… Çocuklar neşeli ve etrafta koşturuyorlar. Çocuklar şarkılar söylüyor ve dans ediyorlar. Sevinç çığlıkları var her yerde. Başta nereye geldiğimize şaşırıyoruz. Sonra bir su kuyusundan akan suya insanların dualarla kavuşmasına şahit oluyoruz. İnsanların duaları devam ederken bir yandan da kurbanlar kesiliyor. Bir sokak düşünün… Belki bayram değil ama her bir yetim çocuğunda bir bayram sevinci… Bu durumda siz olsanız gözyaşlarını tutabilir misiniz? Ben tutamadım ve orada sevinç gözyaşları döktüm. En son ne zaman sevinç gözyaşı döktüğümü bile hatırlayamıyordum. Sahi, mutluluktan hiç ağlamış mıydım daha önce, onu bile anımsamıyorum. Bir yandan da bu yoksul ve susuzluğa hasret topraklarda su kuyusu inşa ederek iyiliğe ve hayra vesile olan aileyi düşünüyordum. Ne kadar da çok insanın dualarında yer etmişlerdi… Bu ne bereketli bir su kuyusuydu ki, çevresinde onlarca adak ve akika kurbanının da kesilmesine ve orada bir medrese yapılmasına  vesile olmuştu.

 

Anlatacak çok ama çok şey var, ancak sözlerimi bir dua ile bitirmek istiyorum.

 

“Rabbim bizlere iyiliğe ve hayra dokunan insanlardan olmayı nasip eylesin.”